Tiroid Biyopsisi

Tiroid bezi boyun orta hatta bulunan ve metabolizmanın ana hormunu olan tiroid hormonunu üreten bir organdır. Metabolizmayı yöneten hormon olması sebebiyle, az çalışması da çok çalışması da klinik şikayetlere neden olur. Tiroid bezinin değerlendirilmesinde en sık kullanılan görüntüleme yöntemi ultrasonografidir.

Tiroid bezinin en sık görülen hastalığı “Multi-Nodüler Guatr”(MNG) hastalığıdır. Tiroid bezinin,  birden fazla nodülün etkisiyle büyümesidir. Nodül bez içerisinde elle muayene veya ultrasonografi ile ayırt edilen yumru şeklindeki lezyondur.

Nodül aşırı büyümediği sürece genelde farkedilmez. Aşırı büyüyen nodüller ise boyunda yumru şeklinde kedini gösterir, hastada yabancı cisim hissiyatı, ağrı, yutma güçlüğü, öksürük gibi şikayetlere neden olabilir. Ayrıca fonksiyonel olarak aktif nodüller(hiperaktif nodüller) aşırı hormon üretimine sebep olarak hipertiroidi semptomları oluşturabilir.

Nodül varlığında, ultrasonografi ile boyutları, konturu, iç yapısı, kanlanma paternleri(Doppler bulguları) nodül ayrıntılı değerlendirilir. Kan tetkikinde tiroid hormon değerlerine ve bezde olabilecek iltihabi süreçleri(tiroidit) gösterir tahlillere bakılır. Gerekli görülürse sintigrefi ile sıcak/soğuk nodül tespiti yoluna gidilebilir.

Tiroid nodüllerinin kanser olma ihtimali %5 düzeyindedir. Bu ihtimal laboratuvar ve  radyolojik bulgular birlikte değerlendirilerek artış gösterebilir. Böyle bir durumda yapılması gereken “biyopsi” ile patolojik açıdan nodülün değerlendirilmesi ve kesin sonuç alınmasıdır. Çok küçük nodüller ultrasonografi takipleri ile boyut artışı ve büyüme hızı yönünden takibe alınır.

Tiroid biyopsisi için günümüzde tercih edilen yöntem “ince iğne aspirasyon biyopsisi(İİAB)”dir. Bu yöntem ince bir iğne yardımı ile cilt üzerinden tiroid nodülüne ulaşılarak vakum yöntemi ile nodülden hücre elde edilerek gerçekleştirilir. Tecrübeli ellerde oldukça basit bir işlemdir. Hastayı rahat ettirmek ve işlemi kolaylaştırmak adına lokal anestezi kullanılabilir.

Tiroid biyopsisi basit gibi görünürse de teknik olarak dikkat edilmesi gereken birkaç nokta vardır:

1-      İşlem öncesi hastanın aç kalmasına gerek yoktur, hergün kullandığı ilaçları varsa aspirin dışında kullanabilir. Aspirin türevi kan sulandırıcı ilaçların ise en az 5 gün önceden kesilmesi gereklidir.

2-      İşlem sterilite koşullarına özen gösterilerek, ultrasonografi(US) kılavuzluğunda yapılmalıdır. Bu şekilde hem daha güvenli biyopsi yapılır, hem de iğne ucu US ile takip edilerek doğru nodülden ve doğru bölgeden hücre aspirasyonu sağlanır.

3-      İşlemin lokal anestezi altında yapılması hasta konforunu artırır.

4-      Biyopsi işlemi sadece en büyük nodüle değil, diğer nodüllerde olası maligniteyi atlamamak adına kuşkulu görülen tüm nodüllere yapılmalıdır.

5-      İşlem yapılacak klinikte patolog  bulunması, işlem bitiminde hızlı bir ön değerlendirme yapılmasına ve biyopsinin tanı açısından yeterliliğine imkan vererek, biyopsi tekrarının önüne geçer.

Patoloji sonuçları genellikle 4 başlıkta verilir:

*Malignite bulguları

*Malignite açısından kuşkulu bulgular

*Benign bulgular (iyi huylu nodül)

**Yetersiz örnekleme (Biyopsi ile eş zamanlı yapılan patoloji kontrollerinde  böyle bir sonuç olmaz).

Malign bulgular veya malignite açısından kuşkulu bulgular saptanan olgular, tedavi uygulamaları açısından tiroid cerrahları tarafından  değerlendirilir.