Meme Biyopsisi

Meme kitleleri, toplum bilincinde artma ve tanısal metotların teknolojik gelişimi ile birlikte daha sık görülmeye başlanmıştır. Bu da tanısal açıdan doğru ve kesin tanı yöntemlerinin yaygınlaştırmış, muayenede saptanamasa bile, ultrasonografi(US) ve mamografi ile rutin tarama kontrollerinde saptanan meme kitlelerine yaklaşım önem kazanmıştır.

Meme kitlesi saptandığında çoğu kişide yoğun bir kaygı ve stres oluşur. Görüntüleme yöntemleri (US, mamografi, MR) kitle niteliği hakkında ön bilgiler verse de kesin tanı biyopsi ile konulur. Bu nedenle gereksiz kaygı ve stresten kurtulmak için biyopsi; hastayı da hekimi de rahatlatıcı en iyi tanı yöntemidir.

Önceki yıllarda meme kitlesi saptandığında “cerrahi biyopsi” seçenekleri ön planda olmakla birlikte, günümüzde görüntüleme yöntemleri eşliğinde biyopsi uygulamaları ön plana çıkmaktadır. Cerrahi girişim tanısal amaçla değil, tedavi amacıyla uygulanmaktadır.

Günümüzde tercih edilen biyopsi yöntemi ise kalın iğne (kor) biyopsidir. Lokal anestezi ile yapılan bu işlem, özel steril biyopsi aparatları ile 20-30 dakika gibi bir sürede ağrısız-acısız tamamlanmakta, kesi-dikiş izi gibi kozmetik problemlere neden olmamaktadır. Ultrasonografi, mamografi veya MR eşliğinde uygulanan kor biyopsiler, yeterli miktarda doğru yerden biyopsi alınmasını sağlamaktadır. İşlem sonrası hasta kısa bir gözlemden sonra günlük hayatına devam edebilmektedir.

Kistik meme kitlelerinde ince iğne aspirasyon biyopsisi yöntemiyle kist sıvısı aspire edilerek, patolojik incelemeye tabi tutulur. Kist sıvısında hücre tayini ve malign hücre olup-olmadığına bakılır. Kalın iğne biyopsisinden çok daha basit olan bu işlem daha kısa sürer, ama lokal anestezi etkisi devam ederken hücre tayini açısından patolog tarafından değerlendirme yapılır.

Solid meme kitlelerinde uygulanan diğer bir biyopsi yöntemi vakum biyopsi tekniğidir, teknik kalın iğne ile benzer bir yöntem olmakla beraber  daha fazla doku parçası ve bazen dokunun tamamına yakınının elde edilmesini sağlar.